Panik Ataklarım Hep Devam Edecek mi?

Panik Ataklarım Hep Devam Edecek mi?

[Bir Vaka Öyküsü]

Sevgi(isim değiştirilmiştir), ilk görüşmemize geldiğinde bitkin ve yorulmuş bir görüntü vermişti. Aslında canlı ve yaşam dolu bir kadının yaşadığı problemlerden dolayı bunu gösterememesi de diyebiliriz. Bir masayı belirli bir süre silip temizlemezseniz toz tutar.

Evlenmeden önce ailesinin evindeyken hem abisi hem de babası tarafından aşırı baskı altında ve tutucu bir yaşam alanında geçirmiş. Hiçbir zaman özgür veya başına buyruk hareket edememiş, hayatının kontrolü hep başkalarının elinde gibi hissetmiş. Annesi de beklediği desteği vermemiş ya da verememiş. Şu anki özgüven düşüklüğü problemi, o dönemlerdeki ”kendi kararlarını bir türlü verememe, fikrinin sorulmaması – önemsenmemesi”nin sonucu. Onay ihtiyacı hissetme, bir şey yaparsam ya yanlış olursa düşüncesiyle aklındakileri uygulamaya koyamaması… Seçtiği okul ve bölüm bile tamamen kendine ait değil.

Seneler önce konmuş yaygın anksiyete bozukluğu teşhisini sürpriz karşılamamış olan ben, bu genç ve parlak kadının bu türden bir yaşamı hak etmediğini düşündüm. Hiç kimse hak etmez elbette fakat ilk görüşmede bile zangır zangır titreyen, anlattıklarını aktarmaya çalışırken boğazı düğümlenen, hıçkırarak ağlayan Sevgi, empati atağı geçirtmişti bana.

Anksiyete sorunu 2.5 sene önce panik ataklara çevirmiş ve ardından gelen ”ya tekrar olursa” kaygısıyla tekrarlanan ataklar. Zaten mücadele ettiği birçok soruna eklenen bir yenisi. Ev halkı yaygın görülen bir tutum gerçekleştirmiş; ”senin kafanda bitiyor”, ”birşeyin yok senin önce de olmuştu bak birşey oldu mu?” gibi anlayışsız yaklaşımlarla atakları daha da kötüleştirmişler bilmeden ve istemeden.

İlk seansımızın sonuna doğru titrek ses tonuyla ”Panik ataklarım hep devam edecek mi?” diye sordu. Hayır kelimesini fazla sevmediğim için hayır demesem de ”bunun böyle devam etmeyeceğini” ona ima ettim. İşbirliği yapacağımızı, bunun üstesinden gelmek için kendine inanması gerektiğini ve kimseden birşey beklemeden arkasında bırakacağını vurguladım ve seansı bitirdik.

Bazen biz insanlar beklentimizi minimumda tutmalıyız. Çünkü gelmesi gereken bugüne kadar gelmediyse büyük ihtimalle bugünden sonra da gelmeyecektir. Kişinin sebatkar olması ve yolu tek başına yürümesi gerekir. Biz uzmanlar bu kişilere bir süreç boyunca yol arkadaşlığı yaparız. Yolun sonunda tek başına devam edeceklerini düşünen danışanlar güçlü ve farklı biri olarak o yolu öyle sağlam ve emin yürürler ki, yolun kenarında bekleyen diğerleri onlara katılır. Dünkü yalnızlık ve boğulmuşluk, yarın yerini paylaşım ve huzura bırakır.

Sevgi ile 8. seansımızın sonunda ”artık birşeylerin içimde değiştiğini ve geçmişe dönük birçok şeyi anladığını” belirtti. Ve ekledi: ”Geçmişi daha iyi anladım. Her ne olduysa, ne olmadıysa, herşeyin farkındayım. Bugün dünkü Sevgi değilim, yarın içinse değişmesi gereken kalan şeyler için çabalayacağım”. Onu yürekten kutladım, yanında olduğumu bilmesini sağladım ve artık tek başına devam edeceğine emin oldum. Birçok danışanım gibi birkaç ayda bir görüşür, hayatının gidişatını değerlendiririz.

Artık hayatının rotasını kendi belirliyor, bu ay fazla olduğunu düşündüğü 2 kilo verdi, 4 ay sonra nişanı var(elbette davetliyim), ve bir podcast serisi hazırlığında. Onunla gurur duyuyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir