Panik Ataklarla Nasıl Başedebilirim? – Etkili Yaklaşımlar

Panik Ataklarla Nasıl Başedebilirim?

Panik atakların uzun sayılabilecek bir süredir varsa, artık hayatının bir parçası olduysa ve bir yere kadar da onları kabul edebildiysen senin için etkili bir yöntem paylaşıyorum; Korkuna yaslan.

Eğer birşey varsa olumlu ya da olumsuz onu kabul etmek durumunda kalabiliyoruz. Olumlu ve hoşumuza giden şeylerde zaten direk kabul etme eğilimindeyiz fakat panik ataklar gibi bırak hoşumuza gitmesini hayatımızı zorlaştıran durumlarda da kabullenip baş etme mekanizmalarımızı güçlendirmek en iyi seçenek olabiliyor. Her zaman bizimle olacağından değil, bizimle olduğu süre zarfında acımızı en aza indirmek, kontrol hissimizi üst düzeyde tutup vedalaşacağımız güne kadar güçlü kalabilmek için.

Panik ataklar ortada gerçek bir tehdit olsa da olmasa da bize sinyaller yollar. Bedensel semptomlar(el ayak uyuşması, boşalması, gerçeklik algısının yitiriliyor hissiyatı, mide karın bulantısı, nefes almada güçlük çekme hissi, kalp çarpıntısı – yerinden çıkacakmış gibi atıyor olması vb…) ve bedensel semptomların yanında zihinsel imgeler&düşünceler. Bu durum tekrar tekrar olsa bile her defasında sonuç olarak bir tehdit ya da elle tutulur birşey bulamıyorsun. Yine de aynı dehşeti yaşıyor oluyorsun ve belki de bu yüzden kendini yargılıyorsun. Fakat unutmaman gerekir ki panik atak gerçek anlamda kişiyi zorlayan, o an içinde kimsenin bulunmak istemeyeceği derecede sıkıntı yaratan bir durumdur. Yani o anlarda mantıklı yanını kaybediyor olman gayet normal. Yine de bu yazımda mantık ipinin ucunu tutabildiğin kadar tutmanı ve olası panik ataklarla daha sağlam baş etmene yardımcı olacağım.

Savaş ya da kaç tepkisini duymuşsundur, duymamışsan araştırmanı tavsiye ederim. Hayata bir kere geliyoruz ve bunu zihnimiz ve bedenimiz en az bizim kadar iyi biliyor. Ve bazı durumlarda bizi tehditlere karşı erken uyarı sistemiyle uyarıyor. Algılanan tehdit her ne kadar tehditten sayılmasa da bunu yapıyor. Ufak, küçük, zararsız olmasının bir önemi yok ya da TV haberi, ambulans sesi ya da gürültülü şekilde çalışan bir araba egzozu…

Savaş ya da kaç tepkisini olması gerekenden daha yoğun ve sık yaşayan bireyler kendilerini tam bir hayatta kalma – acıdan kaçınma döngüsünün içinde bulabiliyor. Aslında dünya keyif almanın ve hazzın da yaşandığı bir yer. İşte bu kişiler için bu pozitif çağrışım yapan kelimeler dahi bir lükse dönüşüyor. Yaşamları ve algıları sadece acı ve bu acıyı yaşamamak için büyük bir çaba olarak kısıtlanıyor. Hal böyle olunca da psikolojik problemlerle uğraşma riski artıyor.

 

Savaş ya da kaç tepkisi bizi hayatta tutmaya yarar. Şimdi ve burada. 5 hafta ya da 20 sene sonraki yaşamımızın daha kaliteli geçmesiyle ilgisi yok.

 

Panik atak içindeki bir birey nesnelerin, kişilerin kendileriyle ilgilenmek yerine ”bu bana zarar verebilir mi”, ”bana zarar verme potansiyeli – ihtimali nedir” algısıyla hareket etmeye başlar. Panik korkuya, korku önyargıya, bir – birkaç durum genele yayılır. Böyle olunca herşeyi didik didik etme, bilme, kendini ne derece ilgilendirebileceğini araştırma yoluna gidilebilir. Aslında bu avantaja çevrilebiliyor. Bu merak, inceleme, bilme isteğiyle korkunu analiz edip, sadece ondan kaçınmak yerine kısa bir süre de olsa onunla başbaşa kalarak neyin, nelerin seni korkuttuğunu, gerçekçi olup olmadığını kendi içinde tartışabilirsin. Dehşet anı içinde, belli başlı korkularla mücadele içindeyken soğukkanlı olup düşüncelerini 3. bir kişi gibi dışarıdan gözlemleme pratiğini yeterince yaparsan bunu başarabilirsin.

Bir biliminsanı düşünelim. Her zaman araştırdığı mikropları ya da virüsleri değil ilk defa araştırmaya başlayacağı bir madde üzerinde çalışıyor olsun. Yıllarca labaratuvar ortamına alışkın, yüzlerce deney yapmış, deneyimli biri. Bu yeni virüsün görüntüsü öyle farklı ve diğerlerinden benzersiz ki belki de yeni bir tür keşfettiğini bile düşünebilir. Şaşkın ve merağı her an artıp biran önce üstlerine ve bağlı bulunduğu kuruma haberi iletmek için sabırsızlanıyor fakat önce kendisi bu anın tadını çıkarmak istiyor. Bu biliminsanı artık iyice yorgun düşüp diğerlerine haber vermesiyle anlıyor ki bu tür dünya üstünde birçok uzman tarafından çalışılmış, yaygın bilinen bir virüs. O ilk heyecanı uçup gidiyor, yabancı olduğu bu virüsün birçok kişiye aşina olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor ve ara sıra laboratuvara girdiğinde çalışmalarının yanında bu virüsü de çalışmak durumunda kalıyor. İlk çalışması şok ve merak içindeydi şimdi ise zorakilik hissiyle çalışmasını ara ara yapıyor.

 

Bilmediğimizden korkar, tanıştıktan sonra daha kolay kontrol edebiliriz.

 

Eğer kaçmak yerine daha zor olanı seçer ve bu zor olan seçeneğin işimizi kolaylaştıracağını kabul edip yeni bir tutum sergileyebilirsen panik ataklarla boğuşmak diye birşey kalmayacak. Nedir bu seçenek? Objektif olup neler olup bittiğine dair gözlem yapmak. Hem bedenini hem düşüncelerini. Kontrolü ilk etaptan sonra ele almış olacaksın.

  • Şuan ne hissediyorum?
  • Bedenimde neler oluyor?
  • Bu hisleri ve beden algılarımı nasıl yorumluyorum?

Bir günde olmuyor. Pratik ve devamlılık gerektiriyor. Bunu yapmak panik atağın kendisinden daha korkunç değil. Ataklarında bu pratiği yap ve süreç içinde göreceksin ki yoğun korku kaybolmaya başlayacak, gücü gitgide azalacak ve kontrolün daha kolay olacak.

Bazı panik ataklar diğerlerinden daha şiddetli geçebiliyor. Kişiden kişiye göre değişiyor. O an kontrolü almaya kendini yeterli hissetmezsen destek alman gerekir. Tek başına mücadele edemeyeceğimiz durumlar olabiliyor.

Hedef adını koyamadığımız korkuyu tanımak, anlaşılmaz beden değişimlerini fark etmek, neler olup bittiğini daha iyi anladıktan sonra durumu kontrolümüz altına almak.

Ne Söylediğine Dikkat Et

Kelimelerimizi nasıl seçtiğimize, ne denli dikkatli konuştuğumuza özen göstermeliyiz. Birkaç örnekle izah edeyim;
”Delireceğim galiba” yerine ”Yine bir panik atak yaşıyorum ve delirecekmişim hissi var”.

Yukarıda gördüğün gibi aynı hissi iki farklı yaklaşımla açıklayan iki farklı kişi var. Yaşadıkları şey aynı; baş etme mekanizmaları farklı. İlk birey panik atağın sunni ve sahte tehdidine boyun eğmiş gözüküyor, ikinci birey ise neler olup bittiğinin farkında ve bundan korkmuyorum dercesine geçip gitmesini bekliyor. Bilinçli, kabullenici ve sabırlı. Hedefi belli, süreçte ne yaşayacağını eski atak deneyimlerinden az çok biliyor ve savaşmıyor.

Herkesin Panik Atağı Kendine

İnternette panik atak yaşamış olan kişilerin yaşadıkları, geçtikleri süreçler, uyguladıkları stratejiler onlara ait. Bunları direkt alıp uygularsan ve sonuç alamazsan bu şaşırtıcı olmayacak çünkü onun sebepleri farklı, yaşadığı süreçler farklı. Tabii ki genel bilgileri al ve kullan, yalnız olmadığını gör, belki bir arkadaş bile bulabilirsin. Önemli olan senin panik atağını anlayacağın ve beraber çalışacağın bir uzman, rehber ile doğru ve sağlam adımları atman olacak.

İyi Geleni Yap – Olumsuzluğu Çıkar

Basit, kısa ve net. Seni daha gergin ve stresli hissettiren şeylerden uzak dur. Onları hayatından çıkar ya da çıkaramıyorsan azalt. Ana haber izlemek sana iyi gelmiyor mu? İzleme. Sürekli kendi dertlerini ve ailevi sıkıntılarını cafede lezzetli içeceğini yudumlarken anlatıp duran arkadaşın seni darlıyor mu? Daha az görüş ya da rahatsızlığını dile getir. Bazı şeyler göründüğü kadar zor değil, sadece biraz cesaret ve değişim gerekiyor.

Yalnız, Ümitsiz, Çaresiz mi Hissediyorsun?

Akla gelebilecek çoğu şeyi yaptın ya da tek başına güçlü hissetmiyorsun. Yalnız kalmak zorunda değilsin. Panik ataklarla çalışan, bu problemi enine boyuna bilen bir uzmanla yola çık, doğru adım ve dokunuşlarla kısa sürelerde hayat kaliten artabilir bunda bir engel yok. Panik ataklarla kimse yaşamak zorunda değil. Bitmeyecek de değil. Eskisi gibi hayattan keyif almak sandığından daha yakın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir